Ülkemiz ekonomisi mağlum. Dünyayla yarıştığımız inancını ne hikmetse sadece biz Türkler düşünüyor. Globalin kendisine rekabetçi baktığımızdan bence pek haberi yok. Bu algıya pandemi süreciyle daha da hızlı kapıldık ve ülkemizde bazı dengeler ciddi şekilde değişti. Ülkemizin zenginlikleri var; fakat bu ifade edildiği gibi kıskanılacak düzeyde değil bana göre. Gerçekçi olalım; değerlerini kaybetmeye başlamış, yozlaşma yolunda emin adımlarla ilerleyen bir Türkiye'ye sahibiz. Ekonomik gücümüz rekabet edecek düzeyde değil. Ekonomi demişken arta motosiklet satışlarına ele alalım. Bugünkü konu da buna parantez açıyor.
Motosikletler belirli risk ve zorlukları barındırsa da ulaşım söz konusu olduğunda büyük avantajlara sahip. Özellikle bu avantajlar İstanbul gibi nereye yürüdüğünü ve ne sürdüğünü bilmeyen insan zihniyetinin bulunduğu bir lokasyonda ikâmet edenler için büyük kolaylıklar sunuyor. Bu birnevi hayatta kalma mücadelesi gibi.
İstanbul'a taşındığımızdan beri buranın en büyük sıkıntısının bir parçası olmak ve günlük rutinin büyük bir bölümünü bununla harcamak oldukça can sıkıcı geliyordu: kalabalık. Haliyle ulaşım konusunda bazı çözümler arayışındayken önce bir bisiklet, sonra elektrikli scooter ve bir 50 cc motosiklet sahibi oluverirken bulduk kendimizi. Evet, bu seçenekler bir arabayı barındırmıyor; çünkü o dönemde araç piyasası ederinin çok ama çok üstündeydi ve zaten trafik sorunlarıyla meşhur olmuş bir bölgede araç sahibi olmak da anlamsızdı. 50 cc scooter'ı 100 cc'ye yükselttiğimiz o dönem, motosiklet deneyimini de ilk kez tattığımız anlara işaret ediyordu. Haliyle trafiğin bu şekilde bir parçası olmak ciddi anlamda bir bilinçlenme gerektiriyordu. Çünkü bu sınıf iki tekerli ve iki ayaklı. Bu bilince ulaşmak kolay da sayılmazdı. Keza, sigortasız bir araçla 2 kez kaza yapmış bulunduk ve ben 1 hafta tuvalete bile zor çıktığım zamanlar yaşadım. Haliyle işin sonunda elimizdeki 50 cc scooter'ın amaçlarımız için uygun olmadığına 1,5 yılın sonunda karar verebildik. Gerçek bir motosiklet edinmeliydik.
Motosiklet piyasasında yoğun bir araştırma yapmaya başladım. Kullanıcı deneyimlerine kulak verip sorunlarına yönelik fikirler edindim. Özellikle amaçlarımıza uyacak modeli belirlemek önceliğimdi. Sonuçta sıklıkla 2 kişi bineceğimiz ve ana yolda tırlarla yarışacak bir model olmamalıydı. Çok geçmeden Çinli motosiklet grubunun kronikleşmiş sorunları ve servis umursamazlığı yüzünden pek de tercihler arasında olmaması gerektiği kanısına vardım. Tam da bu zamanda SYM'yle tanıştım.
150-200 cc arası işimizi görür diye düşünürken Joymax Z+'ı satan bir satıcıyla karşılaştık. Sadece internet araştırmaları deneyimiyle hareket etmek biraz riskli de olsa ikinci elde uygun fiyatlı olup ihtiyaçlarımızı fazlasıyla karşılayabilmesi önemliydi. Hemen motosiklet ehliyet kursuna yazılıp heyecanlı bir sürecin sonunda A2 sahibi oldum. Evet, yaşım itibariyle A alabildiğimi de sonradan öğrendim. Fakat iş işten geçmişti.
Joymax Z+'ın satıcısıyla anlaştıktan sonra noter işlemlerini tamamladık ve o gün daha önce kullandığım hiçbir şeyin motosiklet hissinin zerresini bile veremediğini fark ettim. 185 kiloluk bir aracı trafikte zapdetmenin çok farklı hisleri vardı. O gün bugündür kendisiyle oldukça iyi anlaşıyoruz ve -Allah'a şükür- henüz bir kaza yaşamadık.
Şimdi gelelim yazının asıl konusuna: motosiklet konusunda günümüz Türkiye'nin yetersizlikleri.
Her şeyden önce trafik kültürüme bir bakalım. Motosiklet satışlarıyla trafikte daha fazla sürücünün yer alması kaza ve anlaşmazlıkları artırmış gibi görünüyor. Motosikletlinin üzerine süren otomobil sürücüsünden tutun da haksız yere aralara girdiği için üstüne bir de ayna kıran motosikletliler gibi binbir çeşit örneği var bu durumun. Yani aslında herkes bir yarış halinde ve kimsenin saygıya, kurallara ayıracak vakti yok. Her zaman bir başkasının hatası, mâsumu da yanına çekmeyi başarabiliyor trafikte. Buna asıl sebep olan şeyin kullanılan araçlar olduğunu düşünmüyorum. Asıl sorun bence eğitim ve zihniyet.
Bana kalırsa bir aracı sürmeye yönelik sunulan eğitimler oldukça yetersiz. Bu sadece motosikletler için geçerli değil, şoför adayı herkes için. Sınavı geçme odaklı eğitimlerin hiçbiri kişiye bir trafik kültürü aşılamıyor ne yazık ki. Oysa eğitimler bir aracı kullanabilmenin önemi kadar nerede, nasıl sürdüğüyle ilgili olmalı. Trafiğe kaos olarak bakılmasının başlıca sebebi bence bu eksikilik.
Kazaları önlemeye ve trafik üzerinde bir disiplin oluşturmaya yönelik devlet tarafının hamlesi, eğitimleri geliştirmek yerine cezaları caydırı tutmak oluyor. Yani trafik suçu işleme potansiyeli olan zihniyeti adam etmeyi zahmetli görüp işi ceza boyutunda ele almak bence kolaya kaçmaktan başka bir şey değil. Üstelik bu hamlelerin gözle görülür sonuçları da yok. Aksine cezalar kaosu daha da tetikliyor. Yeni bir "Sürücüye trafik cezası kesildi!" gündemi yaratıp haber sitelerine malzeme çıkarıyor sadece.
Yakın zamanda motosiklet sürücülerine hali hazırda olan yasaklar bir yaptırım haline getirildi. Örneğin kaldırıma ya da yayalara ait alanlara park etme gibi. Cezaların uygulanıyor olması kesinlikle tartışılacak bir konu değil, aksine bu memnun edici bir durum. Fakat işin çözüm noktasında hiçbir kamu hamlesi yok. Yani motosikletlerin aynı arabalar gibi hareket etmesi bekleniyor fakat bu durumun hali hazırda olan trafik sorunlarını kat kat artıracağı bilincine varılamıyor. Motosikletler tamamen işine gelindiği konularda ayrı olarak sınıflandırılıyorken (köprü ücretleri, hız limitleri, muayene ücretleri vs), kimi zaman neredeyse bir otomobil statüsünde değerlendiriliyor. Bu, motosikletlerin konumlanacağı trafik kültüründeki algıda bir karmaşa yaratıyor. Hiç motosiklet kullanmamış biri bunu bir "şeytan oyuncağı" olarak tanımlıyor. Yayaya banklı oturma alanı oluşturmak mı zahmetli, yoksa motosikletlilere "Kaldırıma park etmen yasak!" diyen zihniyetin motosiklet park alanı oluşturması mı? Sanırım ikincisi olsa gerek ki biz bunu yaşıyoruz. Çevrenizde o kadar motosiklet görüyorken kaç adet motosiklet için hazırlanmış park alanı görüyorsunuz?
Hepsi bir yana. İşin bir de güvenlik tarafı var. Motosiklet sürücüsü için temel olan ve vazgeçilmez ekipmanların halen daha özel tüketim adı altında vergilendirmesi ülkemizin en traji-komik durumu. Bu, bir diyabet hastasının insülin ihtiyacını kendisinin karşılamasını beklemek gibi bir durum. Yasal adımların son hamlesi olan eldiven zorunluğu bile halen ÖTV kapsamında. Yani kabaca yasa bize şunu diyor: "Eldiven takman artık zorunlu, evet bu bir kural ama aynı zamanda bu özel bir tercih". Nasıl yani, kural olarak zorunluluk getirilen bir konu nasıl kişi tercihi olan özel tüketim kapsamında görülebiliyor? (Agam bizle eyleniğğ).
Çok açık şekilde motosiklet sürücüsünün temel güvenlik ekipmanları kamu teşviğine açık olmalı. Bugün kasklar da dahil hiçbir ekipmanın devlet teşviği bulunmuyor. Şu anki ekonomide özel olarak hepsine ulaşmak zor ve bilmem farkında mıyız, insanlar ölebiliyor.
Motosikletler de tıpkı otomobil ve diğer araç sınıfları gibi belli bakım ve periyodik ödeme gerektiren aşamalara sahip. Burada bir denetimsizlik söz konusu çünkü bir motosiklet lastiğinin fiyatı bile bir otomobilden, hatta bir tırdan bile daha pahalı. Bu açıkça gösteriyor ki, ücret politikası konusunda tamamen satıcıların elinde olan bir başı boşluk var. Ekmeği üst limitten 1 TL pahalı satıyor diye fırın kapatanlar neredeler?
Son olarak değineceğim bir konu da hız limitleriyle alakalı ve bu eşi benzeri olmayan bir saçmalık. Trafiğin en hafif araçlarını trafiğin en ağır vasıtalarıyla aynı kefeye koyan zihniyet oluşabilecek tehlikelerin farkında değil. Yani bir motosiklet sürücüsüyseniz ve aynı yolda üst limitinde giden bir tır varsa hiçbir şekilde onu geçemezsiniz. Yasal olarak sürüş kriterleri aynı ve gayet şaka olmayarak tırla yan yana seyir etmeniz bekleniyor. Niye mi? Çünkü motosikletlilerin hız limitleri bu ağır vasıtalarla aynı. Ne yazık ki bu durum sembolik değil ve gerçekten boş bir yolda bile bu hızı aşsanız ceza alabiliyorsunuz.
Yani demem o ki. Motosikletliler trafiğin ayrı bir paydaşları. Dolayısıyla motosiklet bakış açısı diğer araçlardan farklı şekilde ve tamamen mantık çerçevesinde ele alınmalı. Biz motosikletliler olarak emniyet şeridinde sürüş ayrıcalığı, aralara/derelere rahatlıkla girme gibi yasal olanaklar sunulmasını hedeflemiyoruz. Bir vasıta olduğumuz bilincine varılarak tüm hayatımızın iki avcumuzun içinde olduğunun farkına varılmasını ve bu yönde düzenlemeler yapılmasını istiyoruz.
Bilmem anlatabildim mi?
The state of our country’s economy is well known. For some reason, it seems only we Turks believe we’re competing with the rest of the world. I don’t think the global community is really aware that we view ourselves as competitive. We fell into this mindset even more quickly during the pandemic, and certain balances in our country have shifted significantly. Our country does have its riches; however, in my opinion, they are not at the enviable level often portrayed. Let’s be realistic: we have a Turkey that is beginning to lose its values and is marching steadily down the path of corruption. Our economic strength isn’t strong enough to compete. Speaking of the economy, let’s take a look at motorcycle sales. Today’s topic also touches on this.
Although motorcycles come with certain risks and challenges, they offer significant advantages when it comes to transportation. These advantages are particularly evident for those living in a place like Istanbul, where people often don’t know where they’re walking or what they’re driving. It’s almost like a struggle for survival.
Since moving to Istanbul, being part of its biggest problem—and spending a large portion of our daily routine dealing with it—has felt extremely frustrating: crowds. Naturally, while searching for solutions for transportation, we found ourselves first owning a bicycle, then an electric scooter, and eventually a 50 cc motorcycle. Yes, none of these involved owning a car, because at that time the car market was far, far above its real value. The period when we upgraded the 50 cc scooter to 100 cc marked our first real taste of the motorcycle experience. Being a part of traffic in this way required serious awareness. Reaching that level of awareness was not easy. In fact, we had two accidents with an uninsured vehicle, and I went through times when I could barely even walk to the bathroom for a week. Naturally, in the end, after 1.5 years, we realized that what we had was not suitable for our purposes. We needed a real motorcycle.
I began conducting extensive research on the motorcycle market. I listened to user experiences and gathered insights into the issues they faced. My top priority was to identify a model that would suit our specific needs. After all, since we’d often be riding with two people, it shouldn’t be a model that would be racing against trucks on the highway. Before long, I came to the conclusion that Chinese motorcycle brands shouldn’t be among our top choices due to their chronic issues and lack of concern for customer service. It was right around this time that I discovered SYM./p>
While thinking that something between 150–200 cc would suit our needs, we came across a seller offering a Joymax Z+. Although acting based solely on online research is somewhat risky, the fact that it was reasonably priced in the second-hand market and more than capable of meeting our needs was important. I immediately enrolled in a motorcycle license course and, after an exciting process, obtained my A2 license. Yes, I later found out that, considering my age, I could have obtained an A license. But by then, it was too late.
After reaching an agreement with the seller of the Joymax Z+, we finalized the notary procedures, and that day I realized that nothing I’d ridden before could even come close to matching the feeling of riding a motorcycle. Maneuvering a 185-kilogram machine through traffic was a completely different experience. We’ve gotten along quite well ever since, and—thank God—we haven’t had an accident yet.
Now let’s get to the main topic of this article: Turkey’s current shortcomings regarding motorcycles.
First of all, let’s take a look at traffic culture. With the increase in motorcycle sales, the growing number of riders in traffic seems to have increased accidents and conflicts. There are countless examples—from car drivers deliberately swerving toward motorcyclists to motorcyclists who unjustly squeeze into gaps and then break mirrors on top of it. In short, everyone is in a race, and no one has time left for respect or rules. In traffic, someone else’s mistake can always manage to drag an innocent person down with it. I don’t think the vehicles themselves are the main cause of this. In my opinion, the real problem lies in education and mindset.
In my opinion, the training provided for driving a vehicle is quite inadequate. This isn’t just true for motorcycles, but for everyone learning to drive. Unfortunately, none of these training programs—which are focused solely on passing the test—instill a sense of traffic culture in the learner. Yet, training should focus just as much on where and how to drive as on the ability to operate a vehicle. I believe this shortcoming is the main reason why traffic is viewed as chaos.
The government’s approach to preventing accidents and establishing discipline on the roads has focused on maintaining penalties as a deterrent rather than improving education. In other words, I believe that viewing the effort to reform the mindset of those prone to committing traffic violations as too much trouble and instead addressing the issue solely through penalties is nothing more than taking the easy way out. Moreover, these measures have yielded no visible results. On the contrary, the penalties are only exacerbating the chaos. They're just creating a new "Driver issued a traffic ticket!" headline to provide material for news sites.
Recently, existing restrictions for motorcyclists were turned into enforceable sanctions—for example, parking on sidewalks or pedestrian areas. The enforcement of these penalties is absolutely not up for debate; on the contrary, it is a positive development. However, there is no public initiative at the solution level. Motorcycles are expected to behave exactly like cars, without realizing that this will multiply existing traffic problems. While motorcycles are classified separately only when it is convenient (bridge tolls, speed limits, inspection fees, etc.), at times they are almost treated as automobiles. This creates confusion in the traffic culture regarding where motorcycles belong. Is it more troublesome to create pedestrian-oriented seating areas, or for the mindset that says “You are not allowed to park on the sidewalk!” to create designated motorcycle parking areas? I suppose it’s the latter—because that’s exactly what we are experiencing.
Setting all that aside, there is also the issue of safety. The fact that essential and indispensable protective gear for motorcyclists is still taxed as luxury consumption is the most tragicomic situation in our country. It’s like expecting a diabetic patient to cover their own insulin needs. Even the latest legal step—the glove mandate—is still subject to special consumption tax. In simple terms, the law is telling us this: “Wearing gloves is now mandatory, yes it’s a rule, but at the same time it’s a luxury.” How exactly can something that is legally mandatory be considered optional luxury consumption? (Come on, let’s have some fun with us, shall we.)
It is abundantly clear that basic safety equipment for motorcyclists should be eligible for government subsidies. Currently, there are no government subsidies for any such equipment, including helmets. In today’s economy, it is difficult for everyone to afford them, and I wonder if we realize that people are dying.
Motorcycles, just like cars and other vehicle classes, require certain maintenance and periodic expenses. There is a lack of oversight here, because even the price of a single motorcycle tire can be higher than that of a car’s, or even a truck’s. This clearly shows that there is a complete lack of control, with pricing entirely left to sellers. Where are the authorities who shut down bakeries for selling bread just 1 TL above the price ceiling?
The last issue I want to touch on is speed limits—and this is an unprecedented absurdity. The mindset that places the lightest vehicles in traffic on the same scale as the heaviest ones is unaware of the dangers this can create. If you are a motorcyclist and there is a truck traveling at the upper speed limit on the same road, you cannot overtake it in any way. Legally, the driving criteria are the same, and you are expected—quite seriously—to ride side by side with a truck. Why? Because motorcycles have the same speed limits as these heavy vehicles. Unfortunately, this is not symbolic; even on an empty road, if you exceed this speed, you can actually get fined.
So what I’m saying is this: motorcyclists are a distinct stakeholder in traffic. Therefore, the motorcycle perspective should be addressed differently from other vehicles, and entirely within a framework of logic. We are not seeking legal privileges such as riding on emergency lanes or freely weaving through traffic. We simply want recognition that we are vehicles too—and awareness that our entire lives are literally in the palms of our hands.
I hope I managed to explain myself.
Post a Comment